Kürt Sorunu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kürt Sorunu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Çarşamba, Mayıs 30, 2012

Kemalistler öldü. Yaşasın Neo-Kemalistler!

Sayın Başbakan! Ustalık döneminiz, faşist ve yobaz icraatlarınız ile tam gaz devam ediyor. Rabbim nazarlardan korusun! Demokrasiyi, cephanesi yobaz ve faşist bir toplum olan tehlikeli bir silaha dönüştürmek ancak sizin gibi bir ustanın becerisidir.  Ve maalesef buradan bunları haykırmak dışında elimizden hiç bir şey gelmiyor. Ama Roboski sonrası söylemlerinize karşı çıkıpta partinizden istifa edecek tek bir onurlu Kürt siyasetçi bile görememek geleceğe dair umutları yavaş yavaş bitiriyor...

Cumartesi, Haziran 11, 2011

Oyum Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloğu'na!

12 Haziran 2011 Pazar günü yapılacak seçimde EVET mührünü oy pusulasındaki Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloğu adayının altına basacağım. Tabi ki oyun asıl sahibi bloğun altındaki Barış ve Demokrasi Partisi adayıdır. Sebebi ise BDP'nin Abdullah Öcalan'ın cezaevinden kurtarılması planları üzerine giydirilmiş Kürt sorununa sözde çözüm politikaları değil, çözümsüzlüğü ilke edinmiş devletin önünde Kürt sorununun hala ilk günkü gibi canlı olduğunu haykıracak güçlü bir mesaj vermektir. Eğer Apoizm Türkiye'deki Kürtlerin yarsını ikna edebilmişse devlet otursun işin buralara kadar nasıl geldiğinin muhasebesini yapsın. Çünkü çözümün ilk adımı artık ne yapmaması gerektiğini öğrenmesidir:  

Çarşamba, Şubat 09, 2011

Türkiye'deki Kürt Sayısı


Son yıllara kadar Türkiye'deki Kürt nüfusu konusunda devletin inkar politikası sebebi ile sağlıklı çalışmaların yapılamadığı aşikardır. Fakat son yıllarda kısmen devlet politikasındaki değişiklikler, kısmen de insanların etnik kimliklerini çekinmeden açıklayabilmeleri sebebi ile birtakım araştırmalar yapılmaya ve sonuçları kamuoyuna duyurulmaya başlanmıştır.

CIA - The World Factbook Türkiye başlığı altında Türkiye'nin toplam nüfusu Haziran 2010 itibariyle 77,804,122 olarak belirtilmiş ve Türkiye'deki nüfusun %18'e yakınının Kürt olduğu tahmini yapılmıştır. Bu tahminin doğru olduğunu kabul edersek CIA'ya göre Türkiye'deki Kürt nüfusu yaklaşık olarak 14 milyondur.

Bilge Adamlar Stratejik Araştırmalar Merkezi'nin (BİLGESAM) 2010 yılında hazırlamış olduğu DOĞU VE GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİNDE 19 İLDE ETNİK VE DİNİ NÜFUS YAPISI Niteliksel Çalışma Raporunda yer alan Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki etnik yapı tablosu aşağıdaki gibidir.


I.Bölge ( 12 İL ) II. Bölge ( 7 İL )
AĞRI-BATMAN-BİNGÖL-BİTLİS-DİYARBAKIR HAKKÂRİ- MARDİN-MUŞ SİİRT-ŞIRNAK-TUNCELİ-VAN ADIYAMAN-ELAZIĞ ERZURUM-G.ANTEP K.MARAŞ-MALATYA Ş.URFA DOĞU VE GÜNEYDOĞU ANADOLU 19 İL TOPLAMI
Etnik Köken Nüfus Yüzde Nüfus Yüzde Nüfus Yüzde
Kürt 4.987.068 80,49% 2.191.819 32,62% 7.178.887 55,59%
Türk 243.037 3,92% 3.701.857 55,10% 3.944.894 30,55%
Zaza 550.018 8,87% 319.065 4,75% 869.083 6,73%
Arap 372.117 6,00% 488.353 7,27% 860.470 6,64%
Diğer 42.971 0,69% 16.256 0,24% 59.227 0,45%
Toplam 6.195.211 100,0% 6.717.350 100,0% 12.912.561 100%

Yukarıdaki tabloda görüldüğü üzere Kurmanç + Zaza nüfusu Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde 8.047.970 olarak belirtilmiştir.

Tarhan Erdem'in 20.08.2009 tarihli Radikal Gazetesi'nde verdiği bilgi doğrultusunda Kürt'lerin %57'si Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yaşadığı belirtiyor. Bu rakamları doğru kabul edersek 8,047,970 Kürt Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde, 6,071,275 Kürt Batı bölgelerinde yaşamaktadır. Bu rakamlar CIA'nın 14 milyon rakamına yakındır.

Çarşamba, Ocak 19, 2011

Kürt Sorunu ve Kürtlerin Sorunu

Ana dil doğuştan gelen insan hakkıdır. Bu hak konuşarak, öğrenerek, öğretilerek ve ürün(müzik, roman, şiir, vb.) oluşturarak kullanılır. Bu hakkın kullanılmasını engellemektir Kürt Sorunu. Dolayısıyla bu hakkı kullandırmam diyen devlet ile bu hakkı gasp edilen toplum arasındaki bir sorundur. Bunun hak olduğunu bilen devletin hakkı olan toplumu yok sayan çözümlerin peşinden koşmasıdır Kürt Sorunu.

Feodal düzen, kan davası, töre cinayeti, cehalet, megaloman liderin peşinden koşmak ise Kürtlerin Sorunudur. Bu sorunların çözümü ise devletin yardımıyla gerçekleşecektir. Tabi öncelikle yardım edici ile yardım edilecek toplumun arasındaki sorunun giderilmesi gerekmektedir.

Pazartesi, Şubat 12, 2007

Dünya Birliği'nin yolu Diyarbakır'dan geçer.

2001 yılında Anavatan Partisi Genel Başkanı Mesut Yılmaz "AB'nin yolu Diyarbakır'dan geçer" dediğinde Türkiye Cumhuriyeti'nin AB'ye üyeliğinin Kürt Sorunu'na makul bir çözümle gerçekleşeceğini görmüştü.
Mesut Yılmaz'ın bu görüsüne "ön-" önekini eklemek suretiyle rahatlıkla daha geniş anlamlar ekleyip ve şu varsayımı
dile getirebilirim;

Dünya Birliği'nin yolu Diyarbakır'dan geçer.

Samuel Huntington, "Medeniyetler Çatışması" teorisinde yeni dünyada çatışmaların asıl kaynağının ideolojik veya ekonomik değilde bunların kültürel farklıklıklardan kaynaklanacağından bahseder. Vestfalya Barışı ardından krallar arasındaki savaşlar bitmiş, egemen devletler arasındaki savaşlar başlamıştır. I.Dünya savaşından sonra ideolojiler arasında savaşlar başlamıştır. Bu savaşta nazisizm ve komünizm kaybetmiş, liberal demokrasi galip çıkmıştır. Demir perdenin düşmesiyle artık medeniyetlerin çatışması kaçınılmazdır.
Huntington sekiz medeniyet tanımlamaktadır;

- Batı (Amerika ve Avrupa),
- İslam,
- Çin,
- Japon,
- Hindistan,
- Ortodoks-Slav,
- Latin Amerika
- Afrika

Yakın gelecekte insanlık tarihini bekleyen çatışmanın ise Çin-İslam ittifakı ile Batı medeniyeti arasında gerçekleşeceğini öngörmektedir. Huntington tüm bu medeniyetler içinde zıt güçlere ayrılmış(torn country) 3 ülkeden bahsetmektedir; Meksika, Rusya ve Türkiye. Bu 3 ülkede siyasi elit halklarına rağmen Batı medeniyeti değerlerini egemen kılma gayretindedir.
Son olarak Huntington, dünyanın küçülmesiyle birlikte medeniyetler arasındaki farkın iyice belirginleşmiş olduğunu ve bunun çatışmaları doğuracağını belirtmiştir.

Osmanlı imparatorluğunun son dönemlerinde ve Modern Türkiye'nin ilk yıllarında siyasi elit batı medeniyeti'ne ait değerleri kendi ülkelerinde uygulamaya çalıştılar. Genelde şekilde kalan bu uygulamalar İslam geleneğine sahip bu ülkede batıdan ithal yoz düşünceler olarak kaldı.
Batılılaşmadan modernleşmek yine batıya ait düşünce sistemlerinin uygulanması ile gerçekleşebilir. Liberal demokrasi, insan hakları, özgürlükler, laiklik gibi kavramlar devlet büyüklerinin gazete ve televizyona verdikleri demeçlerde fazladan cümle oluşturma kelimeleri dışında ele alınmalı, içleri doldurulmalı, sonuç olarak bireyin dolayısıyla toplumun huzuru ve refahı için kullanılmalıdır.

Batının yüzyıllar süren kanlı savaşları sonucunda meydana getiridiği bu düşünce sistemleri içi boş sadece başlıkları ithal edilip halka sunulur ve bu başlıklar altında siyasi elitin aslında ulus-devleti ayak tutmak adına kendi ideolojileri ile doldurulursa, halk arasında bu düşünce sistemine ait unsurlar olumsuz tepeki alacaktır.
Bugün Türkiye'nin demokratikleşmesi, insan haklarına saygılı hale gelmesinin önündeki en büyük engel Sevr paranoyası dolayısıyla ulus-devletin yok olması endişesidir. Çünkü demokratikleşen bir Türkiye başka uluslarıda kabullenmiş olur. Bu korkudur Kürt Sorununu meydana getiren.

Kürt Sorununu inkar eden bir Türkiye'nin demokratikleşmesi mümkün değildir. Fakat demoktarikleşen, laik, özgürlükçü, bir Türkiye aynı zamanda ekonomik anlamda güçlü, bölgesinde söz sahibi, İslam dünyasında lider bir Türkiyedir.
Huntington medeniyetler arasındaki benzerliklerin ön plana çıkartılmasıyla olası bir çatışmanın önlenebileceğinden bahsediyor makalesinin sonunda.
Batı dünyası ile İslam dünyası arasında bir köprü olabilecek Türkiye İslamın olumlu değerlerini batıya gösterirken, batınında olumlu değerlerini İslam dünyasına taşıyacaktır.

Bu sebepten dolayı tekrarlamak gerekirse;

Dünya Birliği'nin yolu Diyarbakır'dan geçer.